Euler Hermes > Basın Odası > Basın Haberleri

Bursa'da Güvenlİ Tİcaret Konuşuldu

20.11.2014
 

 

​Euler Hermes Türkiye, Güvenli Ticarette Yeni Ufuklar toplantısı kapsamında Bursa’daki iş adamlarıyla bir araya geldi. Dünya Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hakan Güldağ’ın moderatörlüğünü üstlendiği toplantıda Euler Hermes Türkiye Genel Müdürü Özlem Özüner, Bursa’nın ticaret panoramasını ele alarak güvenli ticarete dair yöntem önerilerini paylaştı. Toplantıda Dünya Gazetesi yazarı Prof. Dr. Osman Ata Ataç ve Dünya Gazetesi yazarı Dr. Rüştü Bozkurt da günümüzün ticaret ortamına ışık tutan sunumlar yaptı.

 

Bursa’ya 229 mİlyon euro temİnat

 
Bursa’nın ticari faaliyetlerini değerlendiren Euler Hermes Türkiye Genel Müdürü Özlem Özüner, “Bursa, ülke ekonomisine sağladığı katma değer açısından İstanbul, Kocaeli ve İzmir’den sonra dördüncü sırada yer alıyor. Seksenden fazla ülkeye ihracat yapan Bursa, İstanbul’dan sonra en büyük ikinci ihracatı gerçekleştiriyor. Bursa’nın en gelişmiş sektörlerinden biri olan otomotiv sektörü, bölgeye sağladığımız toplam 229 milyon euroluk teminatın yüzde 28’ini oluşturuyor” dedi.
 
Özüner, “Bursa’nın en fazla ihracat yaptığı ülkeler arasında Almanya, Fransa, İtalya, Birleşik Krallık, İspanya, Romanya, Rusya, ABD, Belçika ve Cezayir bulunuyor. Euler Hermes olarak bu ülkelerin de aralarında bulunduğu 55 ülkede yaklaşık 40 milyon firmayı izliyoruz. Veri tabanımızda yer alan bu bilgiler, ihracatçılarımıza iş yapmayı düşündükleri firmaların ticari performanslarıyla ilgili önemli veriler sağlıyor ve karar süreçlerinde yol gösterici oluyor” şeklinde konuştu. 
 

Hangİ senaryonun gerçekleşeceğİne enerjİ pİyasasI karar verecek

 
Toplantıda “Üzerinden Boru Geçen Ülke Bu Senaryoların Neresinde?” başlıklı bir sunum yapan Dünya Gazetesi yazarı Prof. Dr. Osman Ata Ataç, yöneticilerin karar alma süreçlerine değinerek, bugün yöneticilerin belirgin, riskli ve belirsiz ortamlar olmak üzere üç farklı ortamda karar vermek durumunda kaldıklarını belirtti. Yöneticilerin belirgin ve riskli ortamlarda kararlarının neye mal olacağını bilerek hareket edebildiklerini vurgulayan Ataç, belirsiz ortamlarının ise yöneticilerin kabusu olduğunu, onlara uykusuz geceler yaşatabildiğini dile getirdi. Katılımcılara biri iyimser, biri de kötümser olmak üzere iki makroekonomik senaryo örneği ile destek veren Ataç, “Bu senaryolardan hangisinin gerçekleşeceğine enerji piyasası karar verir. Enerji piyasasını yakından takip eden sektörler geleceğe yönelik daha iyi kararlar verebilirler. Önümüzdeki dönemde enerji alanında uluslararası fonlar yaratılacak ve yeni buluşlar yapılacak. Bu yeni ‘sanayi’ atılımı en çok teknolojide geri kalmış kalkınmakta olan ülkelerin işine yarayacak. Yeni iş sahaları açılacak ve fakirlikle mücadelede ileri adımlar atılacak. Bu nedenle de enerji piyasasının yakından takip edilmesi büyük önem taşıyor” şeklinde konuştu.
 

“Hayatta elİ boş dönülmeyen yolculuk kendİ İçİmİze yaptIğImIz yolculuktur”

 
Risk alanını genişleten eğilimleri değerlendiren Dünya Gazetesi yazarı Dr. Rüştü Bozkurt ise Güvenli Ticarette Yeni Ufukları ele alarak, “‘Hayatta eli boş dönülmeyen tek yolculuk kendi içimize yaptığımız yolculuktur’ gerçeğinden yola çıkıp, kendimize ayna tuttuğumuzda gelenek taassubunun ticarette yarattığı zaafları sorgulamalı, alışkanlıkla iş yapma aşamasından analizle iş yapmaya geçişi hızlandırmanın ticaretteki önemi ve değerini sürekli tartışmalıyız. Önyargıların, yerleşik doğruların, kalıp düşüncelerin, kör inançların, klişelerin ve ezberlerin ticarette risk alanını genişleten etkilerini sorgulamalıyız. Başkalarının dediklerinden değil, kendi sentezlerimizin uzun dönemli geleceği güven altına almanın etkin yolu olduğunu bir an bile akıldan çıkarmamalıyız. İndirgemeci zihniyeti, tek ölçülü ve sığ yaklaşımları terk eder, çok ölçülü, çok değişkenli, çok sesli ve süreçlere direnç kazandıran anlayışlara ulaşmalıyız. Aşırı pragmatizm ve ‘avucumun içine ne koyacaksın’ mantığına abanan, çevreyi sezme ve kavrama, kendini bilme ve gelecek planlaması yapabilme iklim ve ortamı yaratan konulara ilgi azlığını aşmalıyız. Tartışmalarla fikirleri rafine etme, toplumsallaşma düzeyini artırma, uzlaşma ve kit meşruiyetine dayanan eylemlerin uzun soluklu olabileceğini akıldan çıkarmamalıyız. Kafa-kol ilişkilerinden, kapsayıcı kurum ilişkilerine; topluluktan topluma geçişin güvenli ticaret yaratmanın arka planını oluşturduğunu unutmamalıyız. İlkesiz gizlilik saplantısı ve yalıtımcı bir anlayışla kendimizi dışa ve dünyaya kapalı hale getirmemeliyiz” dedi.