Euler Hermes > Basın Odası > Basın Haberleri

Euler Hermes, yenİ raporunda ekonomİnİn sIcak, cazİp ve kIrIlgan noktalarInI belİrledİ

11.06.2014
 

Dünya GSYİH’si iyileşiyor (2014’te +%2,9) ancak iyileşme hızı düşük (üç yıl üst üste %3) ve aşağı yönlü riskler de ekonomik görünümü etkiliyor.

 

 

10 Haziran 2014, ParisDünyanın lider alacak sigortası şirketi Euler Hermes’in en son güncel ekonomik görünüm raporuna göre 2014 yılında gelişmiş ekonomiler 2010 yılından bu yana en yüksek oran olan +%2,0’lik beklenen büyüme oranı ile hız kazanıyor.

 

ABD kış mevsimindeki kötü hava koşulları nedeniyle biraz geride kalırken (+%2,8), İngiltere (+%2,4) ve (+%1,0) Avro Bölgesi ülkelerinde iyileşme devam ediyor. Gelişmelerin devam etmesi için daha fazla emek gerekiyor olsa da Abenomics[1] ile Japonya’da istikrarlı büyüme sürüyor. Gelişmekte olan ekonomiler halen global büyümeye katkıda bulunan ana ekonomileri oluştururken (2014’te +%4,3), Rusya’daki büyümeye yönelik beklentilerde yapılan sert revizyonun yanı sıra Brezilya, Güney Afrika ve Türkiye’deki büyümenin yavaşlayacağına yönelik öngörüler nedeniyle beklentiler düşürüldü.

 

Oyun değİştİ mİ ?

 

Euler Hermes’in daha önce açıkladığı “Top 10 Oyun Değiştirici” arasından üç tanesi şu anda kilit bir noktada bulunuyor:

 

1)     Gelişmiş ülkelerdeki deflasyon,

2)     Gelişmekte olan ülkelerin kırılganlığı,

3)    Özellikle gelişmekte olan ekonomilerde olmak üzere 2014’te eski ve yeni (jeo-)politik risklerin olması

 

 

Gelİşmekte olan ekonomİlerİn farklI yazgIlarI: “KIrIlgan 10’lu”, “İyİleşen 4’lü”, “Rİsklİ 5’lİ” ve Arjantİn

 

 

Gelişmekte olan ekonomilerin finansal gerginliklerin üstesinden gelebilmesi, büyük ölçüde finansal temellere dayanıyor. Ulusal yetkililerin, telafi edici politikaları oluştururken duyarlı ve esnek olmaları gerekiyor. Euler Hermes, 2014 yılının başında gelişmekte olan ülkeleri iki kritere göre sınıflandırmıştı:

 

·         ABD’nin parasal genişlemeyle (QE) ilgili tapering politikalarına karşı kırılganlıkları,

·         Çin’e ihracata bağımlılıkları (örneğin, Çin’in GSYİH büyümesindeki yavaşlamadan ve ekonomik modelindeki değişimden etkilenebilecek ülkeler)

 

Bunun sonucunda kısa dönemde “en kırılgan” olarak kategorize edilen 10 ülke Arjantin, Brezilya, Şili, Kolombiya, Hindistan, Endonezya, Meksika, Filipinler, Güney Afrika ve Türkiye oldu.

 

2014 yılının başından bu yana ekonomik politikaların kalitesi, yetkililerin QE tapering programına duyarlılığı ve son aylarda artan (jeo-)politik riskler bazı ülkelerin belirli zorluklarla diğerlerinden daha iyi başa çıkabileceğini gösteriyor. Bu ülkeler, “İyileşen 4’lü” (Şili, Kolombiya, Meksika ve Filipinler) ve “Belirsiz 5’li” (Brezilya, Hindistan, Endonezya, Güney Afrika ve Türkiye) olarak sınıflandırılan ülkeler.

 

 

Gelecek – Kİm sIcak, kİm cazİp?

 

Euler Hermes’in global ekonomik görünüm raporu, kısa dönemde global güven üzerinde etkisi olabilecek çeşitli sıcak, kırılgan ve cazip noktaları belirledi:

 

·         Politik sıcak noktalar: Rusya, Ukrayna ve daha az biçimde de Türkiye, ekonomideki (jeo-)politik riskler ve bunların olumsuz etkileri olabilmesi nedeniyle politik sıcak noktalar olmaya devam ediyorlar.

 

·          Kırılgan noktalar: Artık yalnızca “gelişmekte olan ülke” olmalarından dolayı gelişmekte olan ülkelerin yatırımcıların gözdesi olmadığı bir dünyaya uyum sağlamak zorunda kalan Brezilya, Güney Afrika ve daha az düşük de Hindistan, ekonomik  kırılgan noktaları oluşturuyor. Bu grupta aynı zamanda iş modelini yeniden gözden geçirmesi gereken Fransa ile Avro Bölgesi’ndeki deflasyon baskısı ve güçlü Avro tarafından zorlanacağa benzeyen Almanya da yer alıyor.

 

·          Cazip noktalar: Büyümenin ivme kazandığı İngiltere ve ABD de  cazip noktalar olarak karşımıza çıkıyor. Güney Avrupa’da da ekonomik görünümde iyileşme söz konusu ve zor geçen son yılları takiben güvenin yeniden kazanıldığı görülmeye başlanıyor. İş modellerindeki değişime rağmen dönüşümün olumlu sinyallerinin hissedildiği Çin de  cazip noktalar arasında yer alıyor.

 

 

Polİtİk sIcak noktalar

  
Ukrayna ve Rusya: Kırım’ın Rusya’ya katılmasıyla Ukrayna ve Rusya arasında tırmanan gerilim şimdiden her iki ülkenin de ekonomik görünümünü olumsuz etkilemiş durumda. Krizin Avrupa genelindeki etkileri ise şimdilik sınırlı kalmış görünüyor. Rusya’nın 2014’teki GSYİH büyümesinin yavaşlayarak %0,7 seviyesine geleceği, Ukrayna’da ise derin bir ekonomik durgunluk yaşanabileceği (-%3) öngörülüyor. Önemli aşağı yönlü riskler bulunuyor.
 

Türkiye: Türkiye ekonomisi, 2013 yılında siyasi arenada ve uluslararası finansal piyasalarda yaşanan çalkantılara direnç gösterdi. Özel tüketim harcamaları %4,6, kamu harcamaları %5,9 ve yatırım harcamaları %4,3 artış gösterirken, büyümeyi sürükleyen kalem iç talep oldu. Daha sıkı bir para politikasının izlenmesi ve TL’nin değer kaybetmesi ile 2014 yılında iç talepte zayıflama kaydedilmesi bekleniyor. 2014’teki GSYİH büyümesi tahmini ise %3.

 

 

KIrIlgan noktalar

 

Fransa ve Almanya: Fransa’nın 2013’te GSYİH’nin -%3’ü olacak şekilde mali açık hedefini kapatamamasını takiben yeni Başbakan, şirketlerin rekabetçiliğini ve hanelerin alım gücünü artırmak doğrultusunda çeşitli reformlar açıkladı. Bu reformların mevcut mali açığın hızla kapanmasına yol açmayacağı (Euler Hermes’in 2014 tahmini -%3,9, 2015 tahmini ise -%3,3) ancak ihracatın artmasını sağlayarak diğer Avro Bölgesi ülkelerini destekleyeceği öngörülüyor. Fransa’nın tersine Almanya güçlü ihracatçı konumuyla ciddi cari işlemler fazlasına sahip. Yine de güncel Satın Alma Endeksi ihracat siparişleri verileri ve Bundesbank verileri canlılıkta düşüş olabileceğine işaret ediyor. Almanya’nın ihracat sektörünün hem Avro Bölgesi’nden (deflasyonun oluşturduğu baskılar) hem de diğer ülkelerden (ana ihracat sektörleri Almanya’nınkiyle benzer olan Japonya ve ABD ile rekabetin artması) kaynaklı zorluklar bekliyor. 

 

Brezilya: Bugüne kadar edinilen deneyimler, büyük bir spor etkinliğinin organize edilmesinin her zaman ülke ekonomisine katkısı olmayacağını gösteriyor. Peş peşe üç büyük spor etkinliğine ev sahipliği yapan Brezilya istisna olabilir ancak Euler Hermes, bu etkinliklerin kısa ve orta dönemdeki büyüme üzerinde önemli etkileri olmasını beklemiyor. Brezilya ekonomisindeki yavaşlamanın altında spor etkinlikleri ile dengelenemeyecek yapısal kırılganlıklar yatıyor. Son yıllarda yerel talebi desteklemeye yönelik düşük işsizlik, reel ücretlerde artış, büyük miktarda yabancı sermaye akışı gibi para politikaları işe yaramış olsa da yatırımlar düşük kaldı. Şu anda dinamik yerel talep ve zayıf ulusal tedarik arasında bir uyuşmazlık söz konusu. Yerel endüstrinin rekabetçi olmaması, altyapısal eksiklikler ve iş ortamının zayıf olmasıyla ilgili olarak önemli yapısal reformlara ihtiyaç var. Büyümenin 2014’te %2,0, 2015’te ise %2,5 ile kriz öncesi yıllık %5’in oldukça altında olması bekleniyor.  

 

Hindistan: Hindistan ekonomisinde büyüme oranları son iki yıldır %5’in altında gelen rakamlarla potansiyel büyüme ortalaması olan %7’nin çok altında kaldı. Yurt içi talebin zayıf olması üretimi olumsuz etkiledi. Yüksek enflasyon, satın alma gücünü tıraşladı ve özel harcamalar üzerinde baskı oluşturdu. Daralan finansman koşulları ve zayıf talep yatırımları da yavaşlattı. Yüksek emtia fiyatlarıyla artan ithalat faturası (petrol ithalatın %34’ünü, altın ise %8’ini temsil ediyor) ve Hindistan’ın ana ihracat ortakları olan ABD ve Çin’in ekonomilerindeki durgunluk ihracatın da kötüleşmesine neden oldu. Hindistan, ekonomik görünümünün kötüleşmesinin yanı sıra mali ve cari açıklarının da yüksek olmasıyla 2013 yılının ikinci yarısından bu yana yatırımcıların ve finansal piyasaların radarında. Yapısal zayıflıklara yönelik daha fazla çalışma yapılması gerekiyor ve doğru yöne doğru adımlar da atıldı. Finansal istikrar (ve bununla birlikte kısa dönemli sermaye girişlerinin azaltılması) Merkez Bankası ile Başkan Rajan’ın öncelikleri arasında. Hükümet, ana sektörlere yabancı yatırımları teşvik etmek üzere reformları başlatmış durumda. 

 

Güney Afrika: GSYİH büyümesi, 2014’te +%2,8 ve 2015’te +%3,5 ile cansız kalacak ve aşağı yönlü riskler barındıracak. Para politikası, Rand’ı ve uluslararası rezervleri korumak üzere sıkı olmaya devam ediyor, altın fiyatları zayıf ve işçilerle ilişkilerin gergin olması başta platin madenciliği olmak üzere bazı ana sektörlerdeki üretimin büyümesini kısıtlıyor. Aralarında işsizliğin yüksek olması, büyük miktarda gelir eşitsizliği, hizmet tedarikindeki zayıflıklar, problemli sanayi ilişkileri ile mali ve cari açığın da bulunduğu yapısal sorunlar endişe konusu olmaya devam ediyor.

 

 

Cazİp noktalar 

 

ABD: Kış aylarında ABD’nin büyük bölümünde rekor seviyede soğuk ve kar olması ekonomiyi olumsuz etkiledi. GSYİH, 2014 Q1’de yalnızca %0,1’lik büyüme kaydetti. Buna rağmen kış aylarındaki zorlu koşullar, ilkbaharda ekonomik aktivitenin iyileşmesine de zemin hazırlamış oldu. Bu, Q2’deki GSYİH büyümesine olumlu yansıyabilir  ve 2014 GSYİH büyümesini %2,8’e çıkarabilir. %2,8’lik büyüme, potansiyelin altında ancak 2013’teki %1,9’dan daha iyi bir oran olacaktır. Birim işgücü maliyetlerinin düşmeye devam etmesiyle sanayi üretimi sektöründe son 7 aydır istihdam da artmayı sürdürüyor. Fed’in parasal genişleme programını 2014 sonunda tamamen bitirmesi bekleniyor ancak bu durumda bile Fed’in piyasaya sürülmeye hazır ciddi bir rezerv fazlası bulunuyor. 

Çin: Çin’deki GSYİH büyümesi 2013 yılındaki hızını korudu (+%7,7). 2014 yılında ise ekonominin gücünü yerel talepten alacak şekilde dönüşüm sürecinin devam etmesiyle büyümenin +%7,5’e gerilemesi bekleniyor. Ekonomik dönüşümle ilgili ilk olumlu sinyaller gelmeye başladı bile. Öncelikle, hükümet sadece büyüme odaklı ekonomik politikasını, istihdam, enflasyon ve büyümenin daha dengeli olmasını amaçlayan yeni bir programla değiştirdi. Son veriler güçlü temellere sahip bir tüketici pazarının yükselişte olduğuna işaret ediyor. Son olarak, kredi kalitesindeki iyileşmeyle birlikte finansman koşullarında da bir iyileşme görülüyor. Banka kredileri ve istihdam oluşumunun yanı sıra bilgiye ve yüksek katma değere sahip sektörlere yapılan yatırımlarla yerel tüketimin desteklenmesi uzun dönemde büyümeyi artıracaktır. 

 

Güney Avrupa ve İngiltere: Uzun yıllardır resesyonda olan Güney Avrupa ülkeleri sonunda yeniden pozitif büyüme rakamlarına ulaşıyor. Bu gelişmenin ardındaki en önemli etken rekabet gücü kazanımlarıyla desteklenen ihracat artışları. Büyüme kanadında yaşanan olumlu gelişmelere mali disiplin çabaları ve yatırımcıların gelişmekte olan ülkelere yönelik iştah kaybı da eklenince söz konusu ülkelere portfolyo ve doğrudan yatırım girişlerinde artış görüldü. Buna rağmen belirsizlikler devam ettiğinden kısa dönemli oynaklıklar henüz tam olarak ortadan kalkmış değil. İşsizlik halen yüksek, bankacılık sektörü bilançolarındaki şüpheli alacakları tahsil etmeye devam ediyor ve uzun süreli düşük enflasyon uygulaması iyileşme sürecini olumsuz etkileyebilir. İş çevrelerinde güvenin artmasıyla İngiltere’de ise yerel talep, GSYİH büyümesini (+%2,4) sürükleyen ana etken olacak.  

 

Körfez İşbirliği Konseyi (GCC): GCC ülkeleri, küresel petrol rezervlerinin %29’undan, gaz rezervlerinin de %23’ünden fazlasına sahip. Gösterge petrol fiyatlarının varil başına 100 dolar veya fazla olduğu 2011 yılından bu yana hidrokarbon sektörü üretimi büyümeyi sürükleyen ana kalemdi. Toplam 49 milyonun üzerinde nüfus ile petrol gelirleri bölgenin döviz rezervlerinin ve özellikle de Ulusal Varlık Fonlarının (UVF) yüksek kalmasına yardımcı oldu. GCC ülkelerinin UVF’deki toplam varlıklarının 2.250 milyar dolar civarında olduğu tahmin ediliyor. Bu rezervlerin oluşturduğu finansal tampon, GCC ülkelerinde kamuya, altyapı ve sosyal harcamalarını artırarak yurtiçi talebi canlandırma imkanı veriyor. Özellikle iş ortamında son yıllarda iyileşmeler olduğu göz önünde bulundurulduğunda GCC ülkeleriyle ticaret fırsatları canlı kalacak gözüküyor. GCC’nin, bölge ortalamasını aşan GSYİH büyümesi rakamlarına ulaşacağı öngörülüyor (2014’te +%3,6).

 

[1] Japonya Başbakanı Shinzo Abe’nin açıkladığı ve uygulamaya koyduğu para, maliye ve büyüme stratejilerini bir araya getirerek bunları “üç ok” olarak nitelendiren ekonomik program.