Euler Hermes > Basın Odası > Basın Haberleri

İzmİr'de Güvenlİ Tİcaret Konuşuldu

15.10.2014
 

 

​Euler Hermes Türkiye, Güvenli Ticarette Yeni Ufuklar toplantısı kapsamında İzmir’deki iş adamlarıyla bir araya geldi. Dünya Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hakan Güldağ’ın moderatörlüğünü üstlendiği toplantıda Euler Hermes Genel Müdürü Özlem Özüner İzmir’in ticaret panoramasını ele alarak güvenli ticarete dair yöntem önerilerini paylaştı. Toplantıda Dünya Gazetesi yazarı Prof. Dr. Osman Ata Ataç ve Dünya Gazetesi yazarı Dr. Rüştü Bozkurt da günümüzün ticaret ortamına ışık tutan sunumlar yaptı.
 

İzmİr, 2014 yIlInda en çok İhracat yapan 4’üncü İl

 
İzmir’in ticari faaliyetlerini de değerlendiren Özüner, “İzmir’deki sektörel tabloya baktığımızda ilk üç sırada tekstil ve hazır giyim; otomotiv ve yan sanayii ve demir-çelik sektörlerinin geldiğini görüyoruz. Almanya, ABD ve Birleşik Krallık gibi önemli bölgelere ihracat yapan bir il olan İzmir, Türk ticaretinde önemli bir yere sahip. Türkiye’nin ihraca tının da yaklaşık %14’ünü karşılayan İzmir, 213 ülkeye 6 bin ürün ihraç ediyor. İzmir’in ihracat payının büyük bölümünü oluşturan kimya, tekstil, gıda, otomotiv, metal ve makine sektörleri, alacak sigortasının öncelikli sektörlerine paralellik gösteriyor” dedi.
 
Tarımın İzmir için önemini koruduğunu dile getiren Özüner, “İzmir’in tarımsal faaliyetlerinin ülke ekonomisine katkısı 8 milyar TL. İzmir, sanayi üretiminin %9’unu karşılıyor. Dokuzu faaliyette olmak üzere 13 organize sanayi bölgesi bulunan İzmir’de en çok teminat verdiğimiz sektör, 80 milyon Avro ile kimya sektörü. Bu, kentte verdiğimiz toplam teminatın %22’sini oluşturuyor. Kimya sektörünü 43 milyon Avro ve %12 ile gıda sektörü izliyor” şeklinde konuştu.
 

Hangİ senaryonun gerçekleşeceğİne enerjİ pİyasasI karar verecek

 
Toplantıda “Üzerinden Boru Geçen Ülke Bu Senaryoların Neresinde?” başlıklı bir sunum yapan Dünya Gazetesi yazarı Prof. Dr. Osman Ata Ataç, yöneticilerin karar alma süreçlerine değinerek, bugün yöneticilerin belirgin, riskli ve belirsiz ortamlar olmak üzere üç farklı ortamda karar vermek durumunda kaldıklarını belirtti. Yöneticilerin belirgin ve riskli ortamlarda kararlarının neye mal olacağını bilerek hareket edebildiklerini vurgulayan Ataç, belirsiz ortamlarının ise yöneticilerin kabusu olduğunu, onlara uykusuz geceler yaşatabildiğini dile getirdi. Katılımcılara biri iyimser, biri de kötümser olmak üzere iki makroekonomik senaryo örneği ile destek veren Ataç, “Bu senaryolardan hangisinin gerçekleşeceğine enerji piyasası karar verir. Enerji piyasasını yakından takip eden sektörler geleceğe yönelik daha iyi kararlar verebilirler. Önümüzdeki dönemde enerji alanında uluslararası fonlar yaratılacak ve yeni buluşlar yapılacak. Bu yeni ‘sanayi’ atılımı en çok teknolojide geri kalmış kalkınmakta olan ülkelerin işine yarayacak. Yeni iş sahaları açılacak ve fakirlikle mücadelede ileri adımlar atılacak. Bu nedenle de enerji piyasasının yakından takip edilmesi büyük önem taşıyor” şeklinde konuştu.
 

“Şİrketlerİ hücum botu fİlosu yönetİr gİbİ yönetmelİyİz”

 
İşletmecilikte yeni trendlere ilişkin risk ve fırsatları değerlendiren Dünya Gazetesi yazarı Dr. Rüştü Bozkurt ise “Belirsizliklerin olduğu bir dönemdeyiz. Bu nedenle pek çok alanda olduğu gibi ticarette de yöneticiler karar vermekte zorlanıyor. Sürekli serbest ticaretten bahsediliyor ancak mallara geçiş sağlansa da vize söz konusu olduğunda insanlara geçiş sağlanamıyor. Bununla mücadele etmeliyiz” dedi. Yöneticilerin insan kaynaklarına büyük önem vermesi gerektiğini vurgulayan Bozkurt, “Global ortamda, insan kaynakları alanında kalitenin giderek yükseldiğini görüyoruz. Türkiye’deki yöneticiler de insan kaynağının analitik yeteneklerini güçlendirmeli, global standartları yakalamalılar. Teknolojiye erişimimiz yüksek ancak bunu markalarımızın değerini ve imajını yükseltmek doğrultusunda etkin bir şekilde kullanmamız gerek. Rekabetin değişen yapısını göz önünde bulundurduğumuzda da eğitime ve Ar-Ge’ye bütçe ayırmak gerektiğini, esnekliğe ek olarak hızlı olmanın da önemli olduğunu görüyoruz. Yöneticilerin şirketlerine esneklik kazandırmaları, ancak farklı birimler arasındaki uyumu sağlayabilmeleriyle gerçekleşir. Artık transatlantik bir yönetim süreci akılcı değil. Artık önemli olan birçok hücum botundan oluşan ve aynı limana, aynı zamanda ulaşabilen şirketler yönetmek” şeklinde konuştu.