Euler Hermes > Basın Odası > Basın Haberleri

Avrupa’nın “yeşil adası” Türkiye, 2013 yılında %4 büyüyecek

06.09.2013
 

 

Euler Hermes Türkiye’nin düzenlediği basın toplantısına katılan Euler Hermes Baş Ekonomist’i Ludovic Subran, dünya ve Türkiye’deki ekonomik senaryolar hakkındaki görüşlerini açıkladı, ihracat eğilimlerini değerlendirdi.

Euler Hermes’in Türkiye CEO’su Özlem Özüner de firmanın faaliyetlerini ve 2012 yılı genel sonuçlarını açıkladı. Ardından Subran, Türkiye ve dünya pazarlarında fırsatların ve risklerin değerlendirilebilmesi için Euler Hermes’in ekonomi araştırma uzmanları tarafından hazırlanan eğilim analizini paylaştı.

Toplantıda aşağıdaki konulara değinildi:

 

Özlem Özüner, Euler Hermes Türkiye CEO’su

  • Euler Hermes Grubu zorlu bir küresel ekonomik tabloda 2012 yılında olağanüstü sonuçlar elde etti. Seçici ve disiplinli risk analiz yönetimi sayesinde Grup, küresel seviyede 2,4 milyar Avro’luk konsolide ciro elde etti. Grubun toplam gelirinde büyüme yakalamasında önemli rol oynayan ülkeler arasında Türkiye de bulunuyor.

  •  Türkiye, Euler Hermes’in yatırım yaptığı altı stratejik büyüme pazarı arasında yer alıyor. Euler Hermes Türkiye 2012 yılında çok olumlu sonuçlar elde etti; brüt yazılan primlerde % 114’lük bir büyüme kaydederek pazar payımızı %37’ye çıkardık.[1] Türkiye Akdeniz, Orta Doğu ve Afrika bölgesi (MMEA) ülkeleri arasında yer alıyor, bölgemiz küresel seviyede Amerika ve Asya bölgelerinin ardından yüksek oranlı büyüme kaydeden üçüncü bölge oldu. MMEA performansı ayrıca İspanya ve Yunanistan gibi ülkelerde yaşanan ekonomik yavaşlamadan etkilendi.

Ludovic Subran, Euler Hermes Baş Ekonomisti

  • Tahminlerin altında kalan 2012 yılındaki % 2,4’lük küresel büyümenin ardından, 2013 yılında büyüme oranı % 2,5 seviyesinde kalacak. Euler Hermes’in beklentilerine göre dünya ticaretindeki iyileşme 2013-2014 yılları arasında sınırlı olacak. Dış ticaretten kaynaklanan kırılganlık ve döviz sorunları ile ilgili endişeler artıyor.

  • Genişleme politikasıyla desteklenen Asya-Pasifik Bölgesi, bir önceki yıldaki % 5,9’luk büyümenin ardından % 6,4 oranı ile dünya büyümesinin lideri olacak. Bölgenin ana ekonomilerindeki risk oranı düşük seviyelerde olurken, azalan ihracat talebi, sermaye akışlarındaki volatilite, döviz kurları ve enflasyon önemli riskler olmaya devam ediyor.  

  • Avrupa’nın bütçe ve dış açıkları ile azalan rekabet gücüne yönelik oransızlıklar düzelmiş olmasına rağmen, Avro Bölgesi’nin durumu hakkındaki tartışmalar devam ediyor. Bu düzeltme gerekli yapısal ve kurumsal reformlarla desteklense de zorluklar sürüyor: Yeniden nominal GYSİH büyümesinin yakalanmasına, Avrupa’da kamu borç dengesinin revize edilmesine ve devam eden yüksek işsizlik oranlarından kaynaklanan sosyal baskıların ele alınmasına ihtiyaç duyuluyor.

Avrupa’nın Yeşil Adası Türkiye

  • Euler Hermes, daha düşük faiz oranları ve mevduat karşılıklarındaki artış sebebiyle Türkiye’nin 2013 yılında % 4’lük bir büyüme kaydedeceğini öngörüyor. Daralmasına rağmen 2012 yılında GYSİH’nin % 6,2’sini oluşturan cari açığın finanse edilmesi ile ilgili endişeler devam ediyor. Döviz kurunun istikrarı ve krediye erişebilirlik Türkiye ile sağlıklı ticaretin yapılabilmesi için hayati önemi taşıyor.

  • 2012 yılında direnç gösteren Türkiye, 2013 yılında yumuşak inişe ve daha güvenilir büyümeye doğru ilerliyor. Türkiye’de 2011 yılında tüketici harcamasında yaşanan % 7,8’lik büyümenin ardından 2012’deki % -0,5’lik küçülmeyle iç talep zayıf kaldı. Bu küçülme, ithalatta % -3,5’lik düşüşü tetikledi ancak dış talepteki artış ile dengelenerek orta dereceli büyümenin sürdürülmesini sağladı.

  • Ödeme alışkanlıkları ve iflas çözümleme süreçlerindeki gelişmelerle Türkiye’nin iş ortamında iyimserlik artacaktır. Türkiye‘de mevcut ödeme vadesi ortalama 70 gün ancak bu vade sıkça 150-160 günü bulabiliyor. Avrupa’da ise getirilen yeni yönetmeliğin kapsamında 2015 yılına kadar ödeme vadelerinin 60 güne indirilmesi hedefleniyor. Türkiye’de iflaslar düşük toparlanma oranları ve daha uzun çözümleme süreleri ile nitelendiriliyor.

  • Vadeli çeklerde kredi korumasını azaltan Çek Kanunu’daki değişiklikler, Türkiye için çok olumlu ve büyük bir adım. Bu değişiklikler yerel ticari uygulama standartlarını açık hesap sistemi seviyesine taşıyacak. Bu süreçte ticareti desteklemek amacıyla şirketlerin nakit akışları korunmalı ve etkin kredi yönetimi uygulanmalı.

  • Küresel ticarette azalan talebe paralel olarak 2013 yılında küresel iflas oranının % 4 artması bekleniyor. İspanya ülke iflas listesinde % 25 oranıyla liderlik ederken, dünya GYSİH’nin % 52’sini temsil eden 24 ülke önümüzdeki yıl içinde iflas listesinde daha üst sıralara yükselme eğilimi gösteriyor. Son 12 yıl boyunca artan Türkiye şirket iflas oranların 2013 yılında da % 5 yükselmesi bekleniyor. Türkiye halen Belçika, Brezilya, Çek Cumhuriyeti, Yunanistan, Polonya ve Lüksemburg’un artış hızının gerisinde kalıyor.

Euler Hermes’in ekonomik senaryosu, Türkiye’de daha yüksek katma değeri olan sektörlerin ihracat pazar paylarını genişleteceklerini öngörüyor:

  • Makine sektörü: Yüksek rekabet gücü ve ülkenin sanayi üretiminin büyük kısmını oluşturan esnek KOBİ’lerle makine; tekstil ve giyim sektörlerinin önüne geçerek en büyük ihracat sektörü haline geldi.

  • Gıda sektörü: En büyük zengin tarım hammaddeleri üreticileri arasında yer alması nedeniyle 2012 yılında Türkiye’nin gıda geliri 167 milyar dolara ulaştı. Süt ürünleri 2004-2009 yılları arasında % 165 büyüme oranı ile en hızlı büyüyen alt sektörü oluşturuyor.

  • Tekstil sektörü: Türkiye’nin Çin, Hindistan ve Bangladeş gibi “düşük maliyet” stratejilerini baz alan pazarlara kıyasla rekabet gücü, üretim esnekliği Avrupa ve diğer ihracat pazarlarına yakınlık gibi avantajları bulunuyor. Türkiye, GYSİH’nin %10’dan fazlasını temsil eden tekstil ve hazır giyim sektörü ile Avrupa’nın en büyük tekstil üreticisi konumunda.

  • Metal sektörü: Türkiye küresel üreticiler arasında sekizinci sırada yer alırken metal sektörü 2011 yılında ülkenin toplam ihracat gelirinin %10’unu oluşturdu. Çin’in üretiminde azalma beklenirken diğer yandan Orta Doğu ve gelişmekte olan pazarların tüketimi yeni altyapı, inşaat ve endüstri yatırımları nedeniyle artarak Türkiye’yi iyi bir konuma taşıyor.

  • Kimya sektörü: Türkiye’nin yabancı sermayesinin % 13’ünü oluşturan kimya sektörü aynı zamanda çok yönlü bir sektör. İlaç sektörü ise 2015 yılında kadar küresel pazarda % 28’lik bir paya sahip olması beklenen yüksek katma değere sahip bir alt sektör.